BENİM GÜZEL MELEKLERİM
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2012 Çarşamba

Okula gitmek... ya da gitmemek




Sefa 'dan tespit...

Baba, bugün Eda'nın büyük bir arkadaşı geldi...
O küçükken bir gün okula gitmemiş...
Hasta  da değilmiş...
Polisler de gelmemiş...
Canı ne istiyorsa onu yapmııış...


Biz mesajı aldık...:)

16 Kasım 2012 Cuma

18 Ekim 2012 Perşembe

Sınıf başkanı Sefa


Sefa'nın sınıfında hergün biri sınıf başkanı oluyor. Boynuna kocaman bir yıldz takıp  sıranın en başında kahvaltıya giderken önderlik ediyor.
Öğretmeninden bir hatıra resim çekmesini istemiştim.
Saat 8.30da uykulu halleriyle de çok sevimliler...


Bu da öğleden sonra enerjiler zirvedeyken verilen serbest park zamanı...
Bir de Sefa'cık resim çekilirken kasılıp kalmasa ne iyi olacak...

Okul yolunda


sabah çıkarken derli toplu ve enerjik...


akşam dönerken yorgun ve dağılmış...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Mini !!! golf


Okula oryantasyon günlerinden kareler
Abla, ablalık yaparak kardeşine okulu tanıtıyor...
Sıra mini golf sahasına gelince işler keyifleniyor...





17 Ocak 2012 Salı

Sabah sabah kar keyfi...



Bol karlı bir sabah ...





okula kızınla oynaya zıplaya gitmekten daha eğlenceli ne olabilir?

21 Aralık 2011 Çarşamba

Star of the week


Congratulations Eda

17 Eylül 2011 Cumartesi

Okul telaşı...


Gizli bir telaş var evde...
Eda 4.sınıf öğrencisi artık.
İçten içe endişeli...

" 4.sınıf çok zor mudur acaba anne?" diye sordu gece yatarken birdenbire...

Böyledir benim kuzum. Herşeyin çoğunu içinde yaşar. Genelde onu umarsız sanırlar. Etrafta olanlara karşı kayıtsız gibi durur. Ama sonra küçücük içine sığamayanlar yavaş yavaş taşmaya başlar. Beklenmedik bir anda o konuyu ne kadar uzun süredir düşündüğünü gösteren bir cümle çıkıverir ağzından. Bilmeyenler ancak o zaman anlar Eda'nın o kunuya ilgisiz kalmadığını...

Bu yıl öğretmeni değişiyor, dersleri çeşitleniyor.
Kolay değil bir yıl daha büyüyor.
Üç yıldır bir çeşit anne yerine koyduğu öğretmeni yerini bir "baba"ya bırakıyor. Acaba bu yeni "baba" nasıl biri diye düşünüyor demek ki benim kuzum. Bu "baba" kendi babası kadar şefkatli mi? Alıştığı gibi "kızarken" bile sevgiyle bakabiliyor mu? Dersler nasıl bakalım? Kitap sayısının artması kadar dersler de artıyor mu acaba? Acaba oyun oynamaya vakti kalabilecek mi, yine?

Kimbilir daha neler neler var küçük kafasının içinde.

-" 4.sınıf çok zor mudur acaba anne?"  diye sordu kuzum gece yatarken bana...
-"Senin başaramıyacağın birşey değildir kuşum" dedim ben de ona...

30 Ocak 2011 Pazar

YUP ve MİNİYUP



YUP: Yap-Uygula-Pekiştir


Eda'mın sevgili sınıf öğretmeni bilgilendirdi bu güzel set hakkında beni. İnternetten araştırma yapıp demo'yu izleyince de hemen sipariş verdim. Bir set Eda için  (9-12 yaş), bir set Sefa için (4-6 yaş) satın aldık.

Setler elimize karnelerle ulaştı. Her ikisi de çok beğendi. Her gün YUP saati yapıyoruz. Eda tamamen yardımsız ve gayet hızlı bir şekilde yapıyor. Çok da zevk alıyor. Sefa ise biraz destek ile altından kalkıyor. O da çok keyif alıyor.
Alıştırmalar bitip de kontrol kutusundan doğru şekil çıktığında ise alkış zamanı geliyor.


Gerçekten çok başarılı bir eğitim aracı (ama çocuklar oyuncak sanıyor).
Televizyondan severek ve isteyerek uzak kalıyorlar, en güzel taraflarından biri de o...

6 Aralık 2010 Pazartesi

"Meleklerim'e bunu da koyar mısın anne?"



Geçen Cuma faaliyet odasında Eda ve arkadaşları bunun çoooook büyüğünü yapmışlar. Ama öğretmen resim çekemeden "erkekler!" kuleyi yıkmış.

"Gel kızım" dedim "ben çekeyim fotoğrafını"....

Hemen poz verdi...sonradan da lafı yapıştırdı

-Meleklerim'e bunu da koyar mısın anne?


23 Ekim 2010 Cumartesi

Yoğun bir perşembe akşamı !!!!

Dün kapıdan giren Eda hanım "Öff anne kimi seçeceğim ben şimdi" diye homurdanıyordu. Ne çok sıkıntısı varmış meğer!
Okul başkanları seçilecekmiş, kime oy verecekmiş, birisi kantin yaptıracakmış, birisi servisten tanıdığı ablaymış, biri en yakın arkadaşının tanıdığıymış, of ne zor işlermiş bunlar, ben bilmiyormuşum vs vs.

Bu kadarla da kalmadı. Sınıflarında da başkalık seçimi varmış. O da adaymış. Ama herhalde seçilemezmiş. Geçen seçimde oy alamayıp ağlayan bir çocuk varmış. Kızımın en yakın arkadaşları bile üzülmesin diye o ağlayan çocuğa oy vereceklermiş. Ne sürpriz yapalımmış? Adaylar seçmenlere birşeyler  ikram ediyorlarmış vs vs.

Bu kadarla da kalmadı...

Bugün sınavı iyi geçmişmiş. Kaç alırsa Ebi'lerinde haftasonu kalabilirmiş?

Kitap hedefini tutturması için kaç sayfa daha okuması gerekirmiş?

Yarın ki sınavın kitabını daha okumamışmış. Hezarfen ne demekmiş? Lagaralı Hasan Çelebi kimmiş? İsimler ne karışıkmış. Hadi soru sorayımmış vs vs.

İlk patırtıyı atlatınca ders çalışıldı. Sınavlarda soruların dikkatli okunması tavsiye edildi. Kitaptan sorular soruldu.

Ve sevgili meripoint'ten aldığımız güzel fikirle tüm sınıfa kurabiye pişirildi. Pişerken kurabiyelere tahta çubuklar batırıldı. Sünger Bob ve Çilek kız desenli kağıtlarla paketlendi. Süslü kartlara arkadaşların isimleri yazıldı.

Ve bugün:

Sınavlar son derece başarılı sonuçlanmış. Sınıf başkan yardımcısı olunmuş (çok ağlayan çocuk 1 oy farkla Eda hanımı geçip başkan olmuş). Ebi'lerinde kalma hakkı kazanılmış.

Anne çok gururluymuş. Galiba küçük kız artık küçük değilmiş. Ama hala annesinin bir tanesiymiş.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Şimdi okullu olduk...



Benim güzel prensesim bu yıl 3.sınıf öğrencisi...

Nasıl da büyüyor, zaman nasıl da çabuk geçiveriyor.Dün gibi daha kucağımızda hastaneden çıkışımız, ilk konuşması, evcilik oyunlarımız, anaokuluna ilk gidişi...

Her geçen gün biraz daha büyüyor ve biliyorum ki her geçen gün onu küçük bir çocukluktan alıp olgunluğa taşıyor. Bense onun hep böyle melek yüzüyle, sımsıcak kucaklaması ve  kocaman öpüşüyle küçük bir çocuk olmasını çok ama çok seviyorum.

Hayat sana karşı hep güzel yüzünü göstersin benim güzel yüzlü kızım

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Amin demeden önce ettiğimiz duaya dikkat etmek lazımmış....

Küçük kızımın okulunda birşeyler yolunda gitmiyor. Baharın gelmesiyle çocukların kanları kaynıyor, yerlerinde duramıyorlar ya. Bizim hanım da onlara uymuş çenesine hakim olamıyormuş.
Öğretmen geçen hafta karneye not düşmüş "Derslerde konuşmayalım, daha dikkatli dinleyelim " diye...

Ben de farkındayım her gün sınıfta yeri değişiyor."Bugün şununla oturdum, bugün bununla...." diye anlatıyor. Kızım diyorum çok konuşanların yeri değişir, dersi anlamazlar, öğretmen sürekli azarlar. Oooo ben kime söylüyorum bunları. Kendin anlat kendin dinle. Bende bu hafta içi okula gittim. Öğretmen hanım çareyi Eda'yı en sessiz erkek öğrenci ile oturtmakta bulmuş ve Eda susmuş.

Ben biliyorum "Büyük lokma ye büyük söz söyleme" lafını ama nedense hiç hatırlayamıyorum vakti gelince. Ben çok (yok bu yeterli değil - fazlaca) düzenli ve sorumluluk sahibi ve çalışkan (aslında bariz inek) bir öğrenciydim. Yıllar geçip de eğitim hayatı bitince o günlerin geri dönülmez olduğunu anladım."Keşke" dedim "üniversitede ben de ders kırsaydım, ben de kantinde 3-5-8 oynasaydım" vs vs

Kendim için geri dönüş olmayınca da dedim ki (buraya dikkat) "Allahım benim çocuklarım sadece ders düşünmesin, sosyallikleri de fazla olsun, okul hayatının tadını çıkarsınlar". Hah, sen kaldıramayacağın duaya neden amin dersin ki. Nasıl öğrenciysem öyle de anneyim. Ama Eda benim gibi değil, benim dua ettiğim gibi bir kız. Okulda durumu da iyi ama sosyallik fazlaca iyi.

Yani kısacası amin demeden önce ettiğim duaya dikkat etmem lazımmış, biraz geç de olsa anladım....