BENİM GÜZEL MELEKLERİM
anne olmak zor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne olmak zor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2012 Cumartesi

12 Aralık 2010 Pazar

Kim söyledi anneliğin kolay olduğunu....

Sabah tam ablayı servise indirecekken, kardeş ağlar ve süt ister mi?

Abla ödev yaparken bir şeye takılıp da soru sorduğunda kardeşin mutlaka tuvalete gitmesi mi gerekir?

Abla tam bir Barbie filmi seyrederken, bütün gün evde televizyonun yüzüne bakmayan kardeş "Elmooo" diye ağlar mı?

Odasında çeşit çeşit boya kalemleri olan kardeş, illa ablamın bana vermediği fosforlu kalemleri alayım diye olmadık yollardan çalışma masasına tırmanır mı?

Aynı oyuncaktan ama tıpatıp aynısından iki tane olsa, herhangi biri için "o benim ama" diye küçük olan yaygarayı basar mı?

Minişlerin evde hatırı sayılır bir şubesi olsa, iki kardeş aynı miniş at için ağlar mı?


Aynı anda tamamen farklı, zıt, çatışan isteklerle "Anne" sesleri havada uçuşuyor.
Kimin sorunu önce çözülürse, diğeri mahsunlaşıyor...

Anne büyüğe durumu anlatmaya çalışsa da büyük sadece 8 yaşında, ne kadar büyük olabilir ki?
Anne küçüğün ilgisi dağıtmaya çalışsa da küçük 3 yaşını geçmiş, onu artık kim kandırabilir ki?

Zor...Ama annelik bu, var mı ondan daha ötesi...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Çekiyoruuuuuum....


Bizim evde bol patırtılı bir cumartesi akşamı...

Eda hanımdan bol bol " Anne Sefa şunu bunu yaptı" cümleleri...
Sefa Bey'den  "Anne, Eda bana şunu bunu vermiyo" çığlıkları...

Anne'den süpriz çözüm...

15 dakikada hazırlanabilen "Express" Resimli tombala

Sihirli bir oyun:)

Oynamaya başladıktan sonra sanki o kavga edenler başkalarıymış gibi birbirlerinin çıkan resimlerini kapatmalar, anneyi yendik diye sevinmeler, "Oleeey"ler...

anne yorgun...
anne mutlu...
anne bir cumartesi krizinin daha bitmesiyle gururlu...

Yoğun bir perşembe akşamı !!!!

Dün kapıdan giren Eda hanım "Öff anne kimi seçeceğim ben şimdi" diye homurdanıyordu. Ne çok sıkıntısı varmış meğer!
Okul başkanları seçilecekmiş, kime oy verecekmiş, birisi kantin yaptıracakmış, birisi servisten tanıdığı ablaymış, biri en yakın arkadaşının tanıdığıymış, of ne zor işlermiş bunlar, ben bilmiyormuşum vs vs.

Bu kadarla da kalmadı. Sınıflarında da başkalık seçimi varmış. O da adaymış. Ama herhalde seçilemezmiş. Geçen seçimde oy alamayıp ağlayan bir çocuk varmış. Kızımın en yakın arkadaşları bile üzülmesin diye o ağlayan çocuğa oy vereceklermiş. Ne sürpriz yapalımmış? Adaylar seçmenlere birşeyler  ikram ediyorlarmış vs vs.

Bu kadarla da kalmadı...

Bugün sınavı iyi geçmişmiş. Kaç alırsa Ebi'lerinde haftasonu kalabilirmiş?

Kitap hedefini tutturması için kaç sayfa daha okuması gerekirmiş?

Yarın ki sınavın kitabını daha okumamışmış. Hezarfen ne demekmiş? Lagaralı Hasan Çelebi kimmiş? İsimler ne karışıkmış. Hadi soru sorayımmış vs vs.

İlk patırtıyı atlatınca ders çalışıldı. Sınavlarda soruların dikkatli okunması tavsiye edildi. Kitaptan sorular soruldu.

Ve sevgili meripoint'ten aldığımız güzel fikirle tüm sınıfa kurabiye pişirildi. Pişerken kurabiyelere tahta çubuklar batırıldı. Sünger Bob ve Çilek kız desenli kağıtlarla paketlendi. Süslü kartlara arkadaşların isimleri yazıldı.

Ve bugün:

Sınavlar son derece başarılı sonuçlanmış. Sınıf başkan yardımcısı olunmuş (çok ağlayan çocuk 1 oy farkla Eda hanımı geçip başkan olmuş). Ebi'lerinde kalma hakkı kazanılmış.

Anne çok gururluymuş. Galiba küçük kız artık küçük değilmiş. Ama hala annesinin bir tanesiymiş.

28 Mart 2010 Pazar

Uzun bir pazar günü





Bir güne ne kadar faaliyet sığar diye düşündüm bugün... Faaliyet derken çocuklarla yapılan elişi faliyetlerden söz ediyorum. Bu işlerin adı benim oğlumun dilinde "Miiima".
Büyüyünce mimar mı olacak acaba? Bayılıyor Uhu'ya , kesip yapıştırmaya ve çıkartma çıkarmaya.Hatta Uhu'yu rüşvet olarak kullandığım da olmuyor değil.

Bizim evden bir yemek zamanı

Anne yemek hazırlar ve oğlunu çağırır:
- Sefa yemek hazıııır..

içeriden ses
-Dada (ki bu Sefa demek oluyor) mama ııhh.
-Hadi hemen yemeğe...
-Anne Dada mama ıııhhhhhhh
Müthiş rüşvet geliyor
-Bak Sefa mama yersek sonra Uhu ile yapıştırma yapacağız...
-Dada mimaaaa :)
-Önce yemek yiyelim sonra uhu tamam mı..
-Hıhı Anne hıhı
ve mutlu son...

Neyse fazla uzatmadan uzun zamandır oğluma bir boy cetveli yapmayı düşünüyordum. Daha önce sticker şeklinde bir tane almıştım ama o yıprandı ve çıkardım.

Geçen hafta içi Bauhaus'dan kontrplak kestirdim (ki bu da ayrı bir sabır hikayesidir). Boya ve diğer süsleme eşyalarım zaten vardı. bugün de yapmaya karar verdim. Sefa'yı uyuttuktan sonra Eda'ya "Hadi gel biraz çalışalım" dedim.
O bir duvar tablosu boyadı, bende boy cetveline başladım.

Gün içerisinde ara ara yaparak akşam da tamamladım. Fena olmadı ama sakin kafayla daha rahat bir ortamda yapsaydım herhalde biraz daha iyi olurdu.

Eda'yı oyalanması için tabloyu verdim. Ama o da çocuk ya sürekli konuşuyor, soru soruyor:

"-Anne 1 kat boyadım ne olacak şimdi?"
ben: - biraz bekle kızım kurusun tekrar boyayacaksın.
eda: -ne kadar bekleyeceğim?
ben: - 3-4 dakika falan...
Eda hemen kalkıp mikrodalganın önüne geçiyor başlıyor dakikaları saymaya. Bu arada şarkılar uyduruluyor. sonunda:- anneeee 4 dk. oldu tamam mı?
ben: -gel bak kızım kurumuşsa olmuştur..,
eda: -kurumuş şimdi ne yapıcam?
ben: -zımparala biraz pürüzsüz olsun..
Eda: -anne pürüzsüz ne demek?
ben: -????

Bu şekilde geçen boya ve zımparalama süreçlerinden sonra ortaya bu eser çıktı.




Bu sırada Sefa uyandı. Ortadaki karışıklığı görünce başladı : "Anne,Dada miima" diye bağırmaya. Neyse onunla da Diego yapıştırdık, Diego'ya yatak ve yastık yaptık vs.vs.

Aklım yarım kalan boy cetvelinde ama çocuklar ayaktayken yapılamayacağına karar verdim.Yemeler içmeler türlü oyunlar derken çocuklar yattı. Ve ben de işimi tamamladım.

İşte boy cetvelimiz...



İlk blog yazım

Uzun zamandır ben de bir blog istiyordum. Ama her seferinde de çok zaman alacağını düşünerek vazgeçiyordum. Bu gece denemeye karar verdim ve geçtim bilgisayarın başına...

Günler hızla akıp gidiyor. Çocuklar büyüyor biz yaşlanıyoruz. Her yeni gün yeni birşeyler yaşanıyor ve eskiler unutuluyor.

Kızım doğduğunda her yaptığını kaydettiğim bir defterim vardı. Hamilelik günlüğü gibi başlamış 3-4 yaşına kadar sürmüştü. Hala okuduğumda o günlere gidip, o günleri yaşıyorum.

Oğlum için aynı şeyi yapamadım. Şu anda 2 yaşında ve ben daha da fazla geç kalmadan onun da çocukluğuna ait anılarımızı kaydetmek istiyorum.

Umarım buradaki notlarım ileride okunduğunda bizde hoş tebessümler uyandırır.

Sağlıkla ve güzel anılarla dolu olman dileğiyle hayatımıza hoşgeldin bloğum...